<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>DepoBilgi</title>
	<atom:link href="http://www.depobilgi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.depobilgi.com</link>
	<description>İnternetteki Bilgi Kaynağınız</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Nov 2011 12:40:16 +0000</lastBuildDate>
	<language></language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Sıra Gecesi</title>
		<link>http://www.depobilgi.com/sira-gecesi-110241/</link>
		<comments>http://www.depobilgi.com/sira-gecesi-110241/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:40:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[sıra gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[urfa geceleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depobilgi.com/?p=110241</guid>
		<description><![CDATA[Tarih süreci içerisinde bazı geleneklerimiz yozlaşmakta, bazıları da çeşitli nedenlerle kaybolmaktadır. Buna karşılık bazı geleneklerimiz ise ilk günkü şevk ve heyecanla sürdürülmektedir. İşte tüm canlılığıyla gerek Urfa, gerekse Urfa dışındaki Urfalıların sürdürmekte oldukları geleneklerden biri “sıra gecesi” geleneğidir. Yıllardan beri “sıra gecesi” her fırsatta medyanın ilgisini çekmiştir. Sıra gecesinde icra edilen müzik fasılları program yapımcılarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih süreci içerisinde bazı geleneklerimiz yozlaşmakta, bazıları da çeşitli nedenlerle kaybolmaktadır. Buna karşılık bazı geleneklerimiz ise ilk günkü şevk ve heyecanla sürdürülmektedir. İşte tüm canlılığıyla gerek <a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa">Urfa</a>, gerekse <a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa">Urfa</a> dışındaki Urfalıların sürdürmekte oldukları geleneklerden biri “<a href="http://www.depobilgi.com/tag/sira-gecesi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with sıra gecesi">sıra gecesi</a>” geleneğidir.</p>
<p>Yıllardan beri “sıra gecesi” her fırsatta medyanın ilgisini çekmiştir. Sıra gecesinde icra edilen müzik fasılları program yapımcılarının ilgi odağı olmuş ve çeşitli program yapımcıları tarafından çekilerek “sıra gecesi” adıyla hemen hemen bütün <a href="http://www.depobilgi.com/tag/televizyon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with televizyon">televizyon</a> kanallarında yayınlanmıştır. “Zügürt Ağa”, “Eşkıya” gibi birçok filmlerde sıra gecesi sahnesine yer verilmiştir. Bazı <a href="http://www.depobilgi.com/tag/televizyon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with televizyon">televizyon</a> kanallarında “sıra gecesi” adıyla her hafta yayınlanan müzik programları düzenlenmiştir. Birçok gazete ve dergilerde sıra gecesiyle ilgili haber ve makale çıkmıştır. “Urfa sıra gecesi”, “<a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa-geceleri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa geceleri">Urfa geceleri</a>” adıyla kasetler çıkarılmıştır. Urfa&#8217;ya gelen misafirlere ve üst düzey bürokratlara sıra gecesi” adıyla müzikli eğlence geceleri düzenlenmiştir. Çeşitli kuruluş ve derneklerce, Urfa dışında “sıra gecesi” adıyla geceler düzenlenmiştir. Böylece sıra gecesi, Urfa&#8217;da yaşayan bir gelenek olma yolunda, Urfa&#8217;nın bir simgesi ve Urfa kültürünün bir tanıtım gecesi olmuştur.</p>
<p>Sıra gecesi adı altında düzenlenen televizyon programlarının bir kısmında sıra gecesi içindeki sohbet, oyunlar ve müzik gibi bölümler yansıtılmaya çalışılmışsa da, birçoğunda sıra gecesinin sadece müzik faslı bölümü yer almıştır. Bu nedenle de sıra gecesi denildiği zaman, yaygın olarak “müzik gecesi” anlaşılmaktadır. Halbuki müzik, sıra gecesinin sadece bir bölümüdür. Sıra gecesinin müzik yanında çok daha başka fonksiyonları vardır.</p>
<p>İşte bu nedenle -yıllardır sıra gezen biri olarak halkımızın yıllardır sürdürdüğü ve son yıllarda medyanın da ilgi odağı olan “sıra geceleri”mizi çeşitli yönleriyle bu yazımızda ele alacak, kültür hayatındaki yerini vurgulamaya çalışacağız.</p>
<p><strong>Sıra Gecesi” Nedir? </strong></p>
<p><a href="http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-15857/sira-gecesi.html"><img src="http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/resim/1-65214/siragecesi.jpg" alt="" width="172" height="112" align="left" border="0" /></a>Genellikle kış gecelerinde, birbirine yakın yaş grubundaki gençlerin veya orta yaşlardaki arkadaş gruplarının, her hafta bir başka arkadaşın evinde olmak üzere, haftada bir akşam, belirli bir niteliğe ve düzene göre sıra ile yaptıkları toplantılara Şanlıurfa&#8217;da “sıra gecesi” denmektedir. Kısaca; “sıra gecesi” bir arkadaş grubunun haftada bir olmak üzere bir araya geldikleri toplantılardır.</p>
<p><strong>Sıra Gecesinin Urfa Kültür Hayatındaki Yeri </strong></p>
<p>Sıra gecesinin Urfa kültür hayatındaki yerini şöyle özetleyebiliriz. Urfalı, genç yaşından itibaren sıra gecesine katılarak, cemaatle oturup kalkmayı, gelenek ve göreneklerini, adâb-ı muâşeret kurallarını, cemaatte konuşmanın adabını, yeri geldiği zaman konuşmayı, yeri geldiğinde dinlemesini bilmeyi, büyüğüne saygıyı öğrenir. Bu yönüyle “sıra gecesi” bir halk mektebidir.</p>
<p>Sıra gecelerinde zaman zaman çeşitli kitaplar okunur ve yorumları yapılır. Bu yönüyle “sıra gecesi” bir eğitim-öğretim müessesidir.</p>
<p>“Sıra geceleri” acıyı ve mutluluğu paylaşmaktır. Sıra arkadaşlarından birinin yakını ölse, diğer sıra arkadaşları cenazenin hazırlanmasından kaldırılmasına kadar arkadaşlarının yanında olurlar, arkadaşlarının acısını paylaşırlar. Düğün, sünnet vs. gibi mutlu günlerde yine arkadaşlar bir araya gelir ve mutluluğu paylaşırlar.</p>
<p>Şanlıurfa&#8217;da müziğin gelişmesi ve yaygınlaşmasının en büyük nedeni sıra geceleridir. Bu geceler bir usta çırak geleneğine uygun olarak müziğin öğretildiği ve icra edildiği meşk ortamıdır. Bu yönüyle sıra geceleri bir “Halk konservatuarı”dır.</p>
<p>Keklik, at gibi belirli hayvanlara merakı olanlar, sıra gecelerinde sevdikleri konuları konuşurlar; bu yönüyle sıra gecesi bir cemiyet, bir dernek gibidir.</p>
<p>Urfa&#8217;nın sosyal, kültürel ve ekonomik sorunları sıra gecesinde konuşulur ve tartışılır, çözüm yolları üretilir. Bu yönüyle sıra geceleri birer istişare toplantılarıdır.</p>
<p>Sıra geceleri sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın yoğunlaştığı ve pratiğe dönüştüğü yerdir. Sıra arkadaşları kendi aralarında yardımlaşma sağladıkları gibi, sıra gecelerinde toplanan paralarla fakirlere yardım edilir.</p>
<p>Sıra geceleri nezih bir sohbet ortamıdır; ilim ve irfan sahipleriyle sohbetler edilir. Şiirler dinlenir, kültür ve edebiyat üzerine konuşulur.</p>
<p>Sıra geceleri geleneksel “Tolaka” ve “Yüzük fincan” oyunlarının oynandığı, geleneklerin yaşatıldığı gecelerdir.</p>
<p>Sıra gecesi, Urfa ve Urfalının tanıtımının yapıldığı bir lobidir.</p>
<p>Sıra gecesi; zengin Urfa sofrası yemeklerinden <a href="http://www.depobilgi.com/tag/cigkofte/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with çiğköfte">çiğköfte</a> ve tatlılarının yenildiği, misafirlere tanıtıldığı ortamlardır.</p>
<p><strong>Sıra Gecesine Geliş </strong></p>
<p>Sıraya geliş saati daha önce belirlenen saatlerde olur ve büyük bir önem taşır. Herkes belirlenen saatte gelmek zorundadır. Belirlenen saatte gelemeyen, önceden tespit edilen para cezasını ödemek zorunda kalır. Sıraya gelenleri, ev sahibi kapıda karşılar ve oturulacak odaya alır. Sıraya önce gelenler ayağa kalkarak gelene buyur eder. Sıraya gelen selam vererek herkesle tokalaşır ve uygun yere oturur. Sırada yaşça büyük olanlar üst tarafta, yaşça küçük olanlar kapıya yakın oturur. Ev sahibi ve sıraya daha önce gelenler, sonradan gelenlere “merhaba” derler; sıraya gelen de onlara “merhaba” diyerek karşılık verir. Daha önce gelenler çoksa cemaatin hepsine birden merhaba anlamına gelen “cemaatize rahmet” der.</p>
<p><strong>Sıra Gecesinde Misafir Ağırlama </strong></p>
<p>Sıra grubundan olan biri beraberinde misafir getirebilir. Misafire odanın üst tarafında yer verilir. Sıraya gelen misafirler, sıraya getiren kişi tarafından tanıştırılır. Sıradakiler de misafire tanıştırılır. Sıradakilerin tanıştırılması, misafiri getiren kişi tarafından yapılır veya sıradakiler tek tek sıra ile kendilerini tanıtırlar.</p>
<p><strong>Sıra Gecesinde Sohbet </strong></p>
<p>Sıra gecelerinin en önemli fonksiyonlarından biri sohbettir. Sohbete, sıraya gelenlerden hal hatır sorularak başlanır. Sıraya gelenler birbirlerine sıhhat durumlarını, iş durumlarını sorarak sohbete başlarlar. Sohbet birçok konuda derinleşerek devam eder. Sohbet konuları arasına, o haftaki aktüalite, piyasanın durumu, ekonomi, siyaset ve dini konular gibi birçok mevzu girer. Sohbet konusu sıra gezenlerin ilgi alanlarına göre de değişiklik gösterir. Sıra gezenler kuş meraklısıysa, ağırlıklı olarak kuşlar üzerine; müzik meraklısıysa, müzik üzerine; kültür ağırlıklıysa, edebiyat ve şiir üzerine sohbet ederler. Muhtarların gezdiği sırada mahallenin sorunları, siyasi durum vs., dini ağırlıklı bir sıra ise, dini konular sohbetin ana konularını oluşturur.</p>
<p>Sıra gecelerinde konuşulan konular, sıra gezenlerin mesleklerine, kültür ve sanat yapılarına, tahsillerine göre değişiklik arz etse de, sırada; sağlık, eğitim, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat, dini konular, Urfa&#8217;nın sorunları; Türkiye ve dünya meseleleri gibi hemen her konu konuşulabilir.</p>
<p>Bazı sıra gecelerine, sıradakilerin merak ettikleri veya ilgi duydukları konunun uzmanı bir misafir özellikle çağrılır ve onun konuşması dinlenir, ondan istifade edilmeye çalışılır.</p>
<p><strong>Sıra Gecesinde Oyun </strong></p>
<p>Sıra gecelerinde eğlenmek ve hoşça vakit geçirmek üzere bazı geleneksel oyunlar oynanır. Bu oyunlardan en yaygın olanları “Tolaka” ve “Yüzük Fincan” oyunudur.</p>
<p>Tolaka Oyunu: En az 5-6 kişi ile oynanan bir oyundur. Bu oyunun oynanabilmesi için iki araç gereklidir. Birincisi, avuç içine sığacak kadar büyüklükte bozuk para veya yüzük; ikincisi ise, oyunda ceza alan oyuncunun eline vurmak üzere bükülmüş boyun bağı (atkı), havlu veya kemer, İşte bu ceza aletine “tolaka” denir.</p>
<p>Oturan oyuncular iki elini birleştirerek ileri uzatır. Ebe, avuç içine saklanacak şeyi eline, ceza aleti tolakayı da koltuğunun altına alarak ayağa kalkar. Bu sırada diğer oyuncular ellerini birleştirmiş ve ileriye doğru da uzatmış olarak ebeyi beklemektedirler. Ebe, her oyuncunun önünde durarak, elini oyuncuların birbirine yapışık ellerinin içinden geçirir. Elindeki bozuk parayı oyuncuların ellerine bırakır gibi yaparak tüm oyuncuları dolaşır. Ebe, bu işi birkaç defa tekrarlar.</p>
<p>Ebe tüm oyuncuları birkaç defa dolaşırken, saklanacak olan bozuk parayı kimseye belli etmeden herhangi bir oyuncunun eline bırakır.</p>
<p>Bozuk para eline bırakılan oyuncu hiç sesini çıkarmaz, renk vermez. Ebenin sorduğu herhangi bir oyuncu saklanan paranın kimde olduğunu bilirse, ebenin eline ceza aleti ile bir tane vurur ve kendisi ebe olur. Yeni ebe de oyundaki yerini alınca oyuna devam edilir. Ebenin sorduğu oyuncu, paranın kimde olduğunu bilmezse, bu defa ebe onun eline ceza olarak (paranın saklı olduğu oyuncunun söylediği kadar) vurur. Oyuna da yine aynı ebe devam eder.</p>
<p><a href="http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-15858/yuzuk-fincan-oyunu.html"><img src="http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/resim/1-65213/yuzuk-fincanoyunu.jpg" alt="" width="171" height="101" align="right" border="0" /></a><strong>Yüzük Fincan Oyunu: </strong>Bu oyun için en az 5, en çok 10 kulpsuz fincan (acı kahve fincanı) ve bir yüzük gerekmektedir. Bu oyun için sıra elemanları iki gruba ayrılır. Bir grup tepsiyi ve fincanları alarak gizliden yüzüğü tepside ters dizili fincanlardan birinin altına saklar. Karşı grubun tepside ters dizili fincanların altından yüzüğü bulması oyunun temel özelliğidir.</p>
<p>Oyuna başlayan taraftan biri tepsiyi görünmeyen bir köşeye götürür ve fincanlardan herhangi birinin altına yüzüğü saklar. Tepsiyi yavaşça karşı tarafın önün bırakır.</p>
<p>Karşı taraf oyuncuları aralarında tartışarak, yüzüğün hangi fincanın altında olduğunu bulmaya çalışır. Fincanları kaldırmak, karşı tarafın temsilcisi tarafından yapılır. Temsilci, ellerini fincanların üzerinde şöyle bir gezdirirken, karşı taraf oyuncuları fincanı saklayanların yüzlerine bakar ve heyecanlanıp heyecanlanmadıklarını anlamaya çalışır. Dolu fincan üzerindeyken herhangi birinin yüzü değişirse, o fincanı kaldırması gerektiği konusunda temsilcilerini uyarırlar.</p>
<p>Temsilci, fincanı kaldırmadan fincanın “boş” veya “dolu” olduğunu söyler. Temsilci birinci fincanı kaldırırken “dolu” der ve yüzüğü bulursa takımına 10 sayı kazandırır ve aynı zamanda tepsiyi hazırlama kendi takımına geçer. Ama “boş” dediği fincanları tek tek kaldırırken yüzüğü bulursa, fincan adedi kadar sayı alabilirler. Diğer tarafta kaldırılmayan fincanların sayısı kadar sayı verilir. Yüzüğü ilk saklayan taraf yüzüğü saklamaya devam eder.</p>
<p>Oyun bu şekilde önceden kararlaştırılan sayı bulununcaya kadar devam eder.</p>
<p><strong>Sıra Gecesinde Müzik </strong></p>
<p>Şanlıurfa&#8217;da müziğin gelişmesi, yaşatılması, yeni bestelerle sanatçıların ortaya çıkışında en önemli faktör sıra geceleridir, denilebilir. Sıra gecelerinde usta-çırak geleneği içerisinde müzik icra edilir. Herhangi bir enstrüman çalan veya okuyabilen kişilerin oluşturduğu sıralarda Urfa makam geleneği içerisinde müzik icra edilir. Müzik faslı Rast veya Divân makamından başlayarak Uşşak, Hicaz ve gecenin durumuna göre diğer makamlarla devam ederek Kürdi veya Rast makamıyla son bulur. Bu makamlar icra edilirken o makama göre şarkı, türkü okunur. Arada ise hoyrat ve gazel okunur. Müziğe yeni başlayanlar, bu gecelerde ustaları dinleyerek müzik bilgisi alır ve makamları öğrenirler. Bu yönüyle sıra gecelerine “halk konservatuarı” da denilebilir. Urfa&#8217;nın yetiştirdiği Mukim Tahir, Kel Hamza, Damburacı Derviş, Tenekeci Mahmut, Kazancı Bedi, İbrahim Tatlıses, Mehmet Özbek, Mahmut Coşkunses gibi, daha sayabileceğimiz birçok ünlü, sıra gecelerinde yetişmiş ve ustalık dönemlerinde da çırakları kendilerinden istifade etmiştir.</p>
<p><strong>Sırada Disiplin ve Yargılama </strong></p>
<p>Sıra gecelerinin temeli disiplindir. Sıra gecesine gelişten ayrılışa kadar kurallar dizisi vardır. Sıraya katılan kişi bunlara kesinlikle uymak zorundadır. Bu kurallara uymayan, uyum sağlayamayan kişi zaman içinde sıradan ayrılmak zorunda kalır. Sıra gecesinin genel kuralları sıraya katılanlar tarafından umumiyetle bilinir. Sıraya gelme saati, kalkma saati gibi bazı kurallar da sıra elemanlarının ortak kararıyla belirlenir. Bu alınan kararları sıra başkanı uygular.</p>
<p><strong>Sırada Acı Kahve ve Çay İkramı </strong></p>
<p>Sıraya gelenlere ilk olarak sigara ve acı kahve ikram edilir. Acı kahveye Urfa&#8217;da “Mırra” denilir. Acı kahve yapmak için önce çekirdek kahve kavrulur ve iri çekilir. Çekilen kahve “gümgüm” denen büyükçe cezveye konularak iyice kaynatılır, kaynayan kahve başka bir cezveye süzülür, dinlenen kahve tekrar süzülür. Süzülen kahveye “hel” denen ve özel bir tad veren bitki tohumu da konur ve kaynatılarak sıcak olarak misafirlere ikram edilir. Kahve, misafirlere özel kulpsuz fincanlarla sunulur. Mırra, fincanın dibine az miktarda konulur ve iki defa verilir.</p>
<p>Acı kahvenin yapılması gibi, içilmesinin de kendine has kuralları vardır. Bu kurallardan birkaçını şöyle sıralayabiliriz.</p>
<p>Sıra gecesinde acı kahve, misafirler ilk geldiğinde ve kalkacakları sırada olmak üzere iki defa ikram edilir. Her ikramda fincana az miktarda acı kahve konur, misafir kahveyi içer ve fincanı geri uzatır. Mırrayı dağıtan, tekrar fincana az miktarda kahve koyarak misafire verir. Misafir ikinci kez uzatılan kahveyi de içerek teşekkür eder ve fincanı, kahveyi dağıtana geri verir. Burada iki püf noktası vardır. Kahveyi içen, kahve fincanını yere koymamalı ve mutlaka kahveyi verene iade etmelidir. Kahveyi içenin fincanı yere veya masaya koyması kahveyi dağıtana büyük hakaret sayılır. Bunun cezası kahveyi veren bekârsa, evlendirmesi veya fincanın altınla doldurulup bunun kahveyi dağıtana verilmesidir. Urfa&#8217;ya gelen yabancıların çoğu bu kuralları bilmedikleri için çoğu kez fincanı yere koyar, orada bulunan, bu kuralı o yabancıya hatırlatır ve kahveyi dağıtana da onun yabancı olduğunu ve bu kuralı bilmeden fincanı yere koyduğunu, amacının hakaret olmadığını söyleyerek “hoş görmesini” ister.</p>
<p>Sırada, acı kahveden sonra çay ikram edilir. Çay biraz geciktiğinde, sıra arkadaşlarından bazıları esprili bir şekilde çayın geciktiğini ev sahibine hatırlatırlar; “Yahu bu çayiz Halep&#8217;ten mi geli?”, “Niye bele gecikti”, “Çay suyiz yoksa komşıdan getırah” veya birkaç arkadaş “Çay içinde adalar” gibi içinde çay geçen türküleri söylemeye başlarlar. Ev sahibi çayın geciktiğini anlar ve hemen çayları getirir.</p>
<p>Sıra gecesinde acı kahve ve çaydan başka, yazın ayran ve şurup ikram edildiği de olur. Sıra gecelerinde alkollü içki kesinlikle içilmez.</p>
<p><strong>Sıra Gecesinin Baş Yemeği “Çiğköfte” </strong></p>
<p>Sıra gecelerinde yemek olarak “çiğköfte” yapılır, nadiren diğer yemekli sıra geceleri de vardır. Diğer bir ifade ile “Çiğköfte” sıra gecelerinin değişmez yemeğidir diyebiliriz. Sırada sohbet veya müzik faslı biterken köfteyi yoğuracak kişi ve ona yardımcı olacaklar köfte yoğurmak üzere kalkarlar. Daha önce bulguru, eti, isodu (kırmızı pul biberi) ve diğer malzemelerin hazırlanmış olduğu diğer odaya geçerler. Köfteyi yoğuracak olan, elini güzelce yıkayarak işe başlar. Köfte kıvamına geleceği sırada, sofra serilmeye başlanır. Köfte ile beraber yenilecek has (marul), beyaz lahana, salatalık, turp, nane, pırpırım (semizotu) ve Urfa&#8217;da yetişen hardal, kuzukulağı, suyarpızı, tuzik pendik ve tere gibi dere otlarından mevsimine göre bulunanlar sofraya dizilir. Ayran ve ekmek de sofraya konulduktan sonra hazır olan çiğköfte herkese bir tabak olacak şekilde servis yapılır.</p>
<p><a href="http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-15859/cigkoftenin-yogrulusu.html"><img src="http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/resim/1-65215/cigkofteninyogrulusu.jpg" alt="" width="170" height="112" align="left" border="0" /></a>İyi köfte yoğurmak bir meziyettir. Sıraya gelen her kişi iyi köfte yoğuramaz. Her sıranın köfte yoğuranı bellidir ve o kişi veya kişiler sıra gecesinde köfteyi yoğururlar. İyi yoğuramayan biri, köfte yoğurursa köfteyi hamurlaştırır, yiyenler “yuvalak köftesine benzemiş” gibi nüktelerle yoğurana takılırlar; köfteyi yoğuran, yoğurduğuna yoğuracağına pişman olur.</p>
<p>Sırada çiğköftenin yanında bostana, salatalık veya maruldan yapılmış cacık, zeytin bostanası veya koruk salatası, çoban salatası gibi salata ve cacıklar ikram edilir.</p>
<p><strong>Sıra Gecesinde Tatlı </strong></p>
<p>Sıra gecelerinde çiğköfteden sonra kadayıf, şıllık, katmer, baklava veya daş ekmeği, küncülü akkıt, palıza, şıre gibi mahalli tatlılardan herhangi biri ikram edilebilir. Sıra sahibinin hanımı maharetli ise, bu tatlılar evde hazırlanır, yoksa çarşıdan alınır.</p>
<p><strong>Sonuç </strong></p>
<p>Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: “Sıra gecesi” bir halk mektebidir, eğitim ve öğretim müessesesidir, arkadaşlıkların dostluklara dönüştüğü, dayanışma ve yardımlaşmanın, hoş sohbetin, müziğin, edebiyatın harman olduğu gecelerdir.</p>
<p>Şanlıurfa kültür hayatında önemli bir yere sahip olan “sıra geceleri” geleneği çok yaygın bir şekilde Urfa&#8217;da ve Urfa dışındaki Urfalılar arasında halen devam etmektedir. Birçok geleneğimizin yozlaştığı ve bir kısmının kaybolduğu günümüzde sıra gecesi” geleneğinin yaşıyor olması bir şanstır, bir güzelliktir. Sıra gecesi geleneğinin sürdürülmesi, bu kadar olumsuz tesirlere karşı halkımızın kendi milli değerlerine sahip çıktığının bir göstergesidir. Bu nedenle “sıra gecesi” geleneğinin bugün olduğu gibi yarınlarda da devam etmesi halisâne dileğimizdir.</p>
<p><!-- İçerik #-->&nbsp;<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depobilgi.com/sira-gecesi-110241/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Urfa Adı ve Nemrut Efsânesi</title>
		<link>http://www.depobilgi.com/urfa-adi-ve-nemrut-efsanesi-110238/</link>
		<comments>http://www.depobilgi.com/urfa-adi-ve-nemrut-efsanesi-110238/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:37:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[anahtar]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[nemrut]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinek]]></category>
		<category><![CDATA[topal]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>
		<category><![CDATA[zalim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depobilgi.com/?p=110238</guid>
		<description><![CDATA[Urfa’da yüzyıllar önce Nemrut isminde bir hükümdâr yaşarmış. Nemrut çok zalim ve Allah’a isyan eden biriymiş. Allah, Nemrut’un zayıf bir kul olduğunu göstermek için en aciz mahluklarından sivrisinekleri kendisine göndereceğini bildirir. Nemrut harp etmek için ordusuyla karşı çıksada sivrisinekler asker ve hayvanların göz, kulak ve burunlarına girerek hepsini püskürtür. Nemrut güç bela kendisini odasına atar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa">Urfa</a>’da yüzyıllar önce <a href="http://www.depobilgi.com/tag/nemrut/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nemrut">Nemrut</a> isminde bir hükümdâr yaşarmış. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/nemrut/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nemrut">Nemrut</a> çok <a href="http://www.depobilgi.com/tag/zalim/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with zalim">zalim</a> ve Allah’a isyan eden biriymiş.</p>
<p>Allah, Nemrut’un zayıf bir kul olduğunu göstermek için en aciz mahluklarından sivrisinekleri kendisine göndereceğini bildirir. Nemrut harp etmek için ordusuyla karşı çıksada sivrisinekler asker ve hayvanların göz, kulak ve burunlarına girerek hepsini püskürtür. Nemrut güç bela kendisini odasına atar ve kapıyı, bacayı ve bütün delikleri kapatarak saklanır. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/topal/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with topal">Topal</a> bir sivrisineğin, Allah’a “Yarabbi ben gazaya yetişemedim. Topallığım mani oldu” diyerek yalvarması üzerine, Allah da ona “Seni de Nemrut’un helakine memur ettim, git onu bul ve helak et” diye emir buyurur. Bu <a href="http://www.depobilgi.com/tag/topal/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with topal">topal</a> sinek, Nemrut’u bulur ve odasının <a href="http://www.depobilgi.com/tag/anahtar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anahtar">anahtar</a> deliğinden girerek saldırır. Nemrut’un burnundan girerek beynini kemirmeye başlar. Nemrut başının ağrısından kurtulmak için türlü çarelere başvursa da kurtulamaz. Bunun üzerine keçeden yaptırdığı tokmaklarla başına vurdurmaya başlar. Bu tokmaklar ızdırabını gideremeyince tahta tokmaklarla vurmalarını emreder. Nemrut’un kafasına tokmakla vuruldukça, Nemrut “Vurha, Vurha” diyerek can verir.</p>
<p>Nemrut’un bu bağırmalarından dolayı memleketin adına “Urfa” dendiği söylenir.<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depobilgi.com/urfa-adi-ve-nemrut-efsanesi-110238/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halil-Ür Rahman ve Aynzeliha Gölü Efsânesi</title>
		<link>http://www.depobilgi.com/halil-ur-rahman-ve-aynzeliha-golu-efsanesi-110236/</link>
		<comments>http://www.depobilgi.com/halil-ur-rahman-ve-aynzeliha-golu-efsanesi-110236/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:36:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[balta]]></category>
		<category><![CDATA[ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[halil]]></category>
		<category><![CDATA[nemrut]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depobilgi.com/?p=110236</guid>
		<description><![CDATA[Nemrut, zulmü ile çevresine korku ve dehşet saçan bir hükümdârdır. Bir gece gördüğü rüyayı yorumlatır. Doğacak çocuklardan birinin kendisini öldüreceğini öğrenir. Hemen o yıl doğacak bütün çocukların öldürülmesini emreder. Nemrut’un askerleri emri uygulamaya başlar. İbrahim peygamberin annesi Sara, kaçarak bir mağaraya gizlenir. Çocuğunu bu mağarada doğurur ve çocuğunu burada bırakıp evine döner. Çocuğu bir dişi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.depobilgi.com/tag/nemrut/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nemrut">Nemrut</a>, zulmü ile çevresine korku ve dehşet saçan bir hükümdârdır. Bir gece gördüğü rüyayı yorumlatır. Doğacak çocuklardan birinin kendisini öldüreceğini öğrenir. Hemen o yıl doğacak bütün çocukların öldürülmesini emreder. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/nemrut/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nemrut">Nemrut</a>’un askerleri emri uygulamaya başlar. İbrahim peygamberin annesi Sara, kaçarak bir mağaraya gizlenir. Çocuğunu bu mağarada doğurur ve çocuğunu burada bırakıp evine döner. Çocuğu bir dişi <a href="http://www.depobilgi.com/tag/ceylan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ceylan">ceylan</a> emzirir. Aradan zaman geçer, askerler İbrahim’i mağarada bulurlar. Nemrut huzuruna getirirler. Hiç çocuğu olmayan Nemrut ondan hoşlanır ve İbrahim’i yanına alıp büyütür.</p>
<p>Nemrut’un zulmü, haksızlığı ve putlara tapışını, halkın da putlara tapmaya zorlanılışını gören İbrahim, insanların kendi elleriyle yaptıkları bu putların tanrı olamayacağını söyler. Halka bu düşüncesini anlatır. Halk korkudan ağzını açamaz. Bir tören günü herkesin törene gittiği bir zamanda İbrahim sarayın putlar bölümüne girer, bir <a href="http://www.depobilgi.com/tag/balta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with balta">balta</a> ile bütün putları parçalar, baltayı da en büyük putun üstüne bırakır. Törenden dönenler endişeye kapılıp Nemrut’a haber verirler. Görevliler Hz. İbrahim’e kızdıklarından bunu onun yapabileceğini öne sürerler. Hz. İbrahim yargılanır, kendisine sorular sorulur ve cevabı “görüyorsunuz ya işte <a href="http://www.depobilgi.com/tag/balta/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with balta">balta</a> büyük putun ellerinde, her halde bu işi o yapmıştır” der.</p>
<p>Öfkelenen Nemrut, “bir taş parçası baltayı eline alıp bu işi nasıl yapar” diye haykırınca; Hz. İbrahim “işte benim anlatmak istediğim de budur. Siz kendi ellerinizle yaptığınız bu taş parçalarından medet umuyor, sizi kötülüklerden korumasını bekliyorsunuz. Tanrı diye ona tapıyor, adak adıyor, başınız daralınca ona koşuyorsunuz. Bu gerçekten tanrı ise neden böyle bir işi yapamaz” deyince şaşkınlık geçiren Nemrut, İbrahim’in ateşe atılarak cezalandırılmasını emreder.</p>
<p>Her taraftan toplanan odunlar, bugünkü <a href="http://www.depobilgi.com/tag/halil/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with halil">Halil</a>-ür Rahman Gölü’nün bulunduğu yere yığılır, ateş yakılır ve bugünkü kalenin bulunduğu tepenin üzerinden İbrahim Aleyhiselam mancınıklarla ateşe fırlatılır. Nemrut’un kızı, Zeliha, yalvarmasına rağmen babasının yüreği yumuşamaz. İbrahim Aleyhiselam ateşe düştüğünde burası bir göl ve gül bahçesine dönüşür. Yakılan odunlar ise balık olur. Bu göle daha sonra <a href="http://www.depobilgi.com/tag/halil/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with halil">Halil</a>-ür Rahman Gölü adı verilir. Hz. İbrahim’in ardından kendisini ateşe atan Nemrut’un kızı Zeliha’nın ise düştüğü yerde bugünkü Aynzeliha Gölü oluşur.</p>
<p>Halkın inanışına göre, bu göller ve içindeki balıklar kutsal sayılmaktadır. Bu balıklara dokunanların başına bela geleceğine inanılır.<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depobilgi.com/halil-ur-rahman-ve-aynzeliha-golu-efsanesi-110236/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abgar ve Kutsal Mendil Efsânesi</title>
		<link>http://www.depobilgi.com/abgar-ve-kutsal-mendil-efsanesi-110234/</link>
		<comments>http://www.depobilgi.com/abgar-ve-kutsal-mendil-efsanesi-110234/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:35:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[abgar]]></category>
		<category><![CDATA[edessa]]></category>
		<category><![CDATA[edip]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[hannan]]></category>
		<category><![CDATA[hz isa]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[mandylion]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depobilgi.com/?p=110234</guid>
		<description><![CDATA[Abgar Efsânesi’ne göre V. Abgar Ukkama ilk Hıristiyan kraldır. Hz. İsa’nın tebliğinden hemen sonra Hıristiyanlığı kabul etmiş ve kendi halkına da benimsetmiştir. Bu konu ile ilgili efsane şöyledir: “Edessa kralı V. Abgar Ukkama, o sıralar cüzzam hastalığına yakalanmış ve bundan dolayı oldukça ızdırap çekiyordu. Kral, Hz. İsa’nın hastaları iyileştirdiğini duymuştu. Ancak çok hasta olduğundan dolayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.depobilgi.com/tag/abgar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with abgar">Abgar</a> Efsânesi’ne göre V. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/abgar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with abgar">Abgar</a> Ukkama ilk Hıristiyan kraldır. Hz. İsa’nın tebliğinden hemen sonra Hıristiyanlığı kabul etmiş ve kendi halkına da benimsetmiştir. Bu konu ile ilgili <a href="http://www.depobilgi.com/tag/efsane/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with efsane">efsane</a> şöyledir:</p>
<p>“<a href="http://www.depobilgi.com/tag/edessa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with edessa">Edessa</a> kralı V. Abgar Ukkama, o sıralar cüzzam hastalığına yakalanmış ve bundan dolayı oldukça ızdırap çekiyordu. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/kral/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kral">Kral</a>, Hz. İsa’nın hastaları iyileştirdiğini duymuştu. Ancak çok hasta olduğundan dolayı bizzat Kudüs’e gidemiyordu. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/hannan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with hannan">Hannan</a> adındaki bir elçisini, ona inandığını ve yeni dinini öğrenmek istediğini belirten bir mektupla onu davet <a href="http://www.depobilgi.com/tag/edip/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with edip">edip</a> yanına gelmesi için Hz. İsa’ya gönderdi. Bu elçi aynı zamanda becerikli bir ressam idi. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/hannan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with hannan">Hannan</a>, Hz. İsa’ya getirdiği mektubu sunduktan sonra yüzünün resmini yapmayı dener, ancak başarılı olamaz. Bunu sezen Hz. İsa, yüzünü yıkar ve kendisine uzatılan bir mendille yüzünü silip <a href="http://www.depobilgi.com/tag/hannan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with hannan">Hannan</a>’a verir. Hz. İsa’nın yüzünün aynısı mendile çıkmıştır. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/hannan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with hannan">Hannan</a> bir mektupla birlikte mendili de alarak <a href="http://www.depobilgi.com/tag/edessa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with edessa">Edessa</a>’ya döner.</p>
<p>Hz. İsa, Edessa kralı V. Abgar Ukkama’ya gönderdiği mektupta şöyle demiştir:</p>
<p>“Ne mutlu sana Abgar ve Edessa adındaki kentine! Ne mutlu, beni görmeden bana inanmış olan sana! Çünkü sana devamlı sağlık bahşedilecektir. Senin yanına gelmem hususunda bana yazdıklarına gelince, bilesin ki, görevlendirilmiş olduğum herşeyi burada tamamlamak ve bu işi bitirdikten sonra beni göndermiş olana, Baba’ya dönmem gereklidir. Sana ızdıraplarını (hastalıklarını) iyileştirmek, sana ve seninle beraber olanlara ebedi yaşam ve barış bahşetmek, ayrıca senin kentine dünyanın sonuna kadar düşmanlar tarafından boyun eğdirilmemeyi sağlamak üzere havarilerimden birisini, Thomas da denilen Adday’ı göndereceğim. Amin. Efendimiz İsa’nın mektubu.”</p>
<p>Edessa kralı V. Abgar, Hz. İsa’nın yüzü görünen kutsal mendili (Hagion <a href="http://www.depobilgi.com/tag/mandylion/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with mandylion">Mandylion</a>) yüzüne sürerek sağlığına kavuşmuş ve daha sonra bu mendili bir tahtaya gerdirerek, kentin giriş kapısında bir niş içine koydurmuştur. Bu kutsal mendil, yüzyıllarca Hıristiyan sanatında, Ortaçağ’ın Bizans-İslâm ilişkilerinde önemli ve büyük bir rol oynamıştır. Ayrıca bu mektubun nüshaları çoğaltılarak muska şeklinde <a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa">Urfa</a>’ya gelen ziyaretçilere verilmiştir. Kutsal sayılan mendil, uzun süre saklanır. İslam dini yöreye egemen olunca, kutsal mendil müslümanların eline geçer. Bizanslılarla yapılan bir savaşta, Müslümanların bir kısmı esir düşer. Bizanslılar, esirlerin geri verilmesi için kutsal mendilin kendilerine teslim edilmesini şart koşarlar. Sonunda kutsal mendil verilir ve esirler de geri alınır.</p>
<p>Mendilin düşürüldüğü kuyu, Hıristiyanlarca kutsal sayılır. Mendilin düşürüldüğü günün her yıldönümünde, geceden oraya gidilir, adaklar adanır, törenler yapılır. Kuyu başına yalın ayak gitme gereğine inanılır. Bu yıldönümü, inanışa göre Paskalya Yortusu’nun 20. günüdür.</p>
<p>Efsaneye göre, günümüzde İbrahim Peygamber’i ateşe fırlatan mancınıklar olarak bilinen sütunlar, aslında bu kuyu ve mendilin anısına dikilmiş anıtlardır. Birinin altına bitmeyen altın, diğerinin altına ise bitmeyen su hazinesi yerleştirilmiştir. Biri yıkılırsa Urfa suya, diğeri yıkılırsa altına boğulacaktır.<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depobilgi.com/abgar-ve-kutsal-mendil-efsanesi-110234/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çiğköfte Efsânesi</title>
		<link>http://www.depobilgi.com/cigkofte-efsanesi-110231/</link>
		<comments>http://www.depobilgi.com/cigkofte-efsanesi-110231/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:34:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[çiğköfte]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depobilgi.com/?p=110231</guid>
		<description><![CDATA[Çiğköftenin geçmişi Hz. İbrahim (A.S.) devrine kadar uzanır. Efsaneye göre, Nemrud, Hz. İbrahim’i ateşe atmak için şehirdeki yakacakları toplayıp ateş yakmayı yasaklayınca halk ne yapacağını düşünür. Urfa’da bir avcının vurduğu ceylan etinden, hanımı bugünkü çiğköftenin az karışımlı et, bulgur ve isottan oluşan ilkel şeklini hazırlar. Ceylan etinin pişirilmeden, sadece dövülmesiyle hazırladığı bu çiğköfteyi kocası beğenir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çiğköftenin geçmişi Hz. İbrahim (A.S.) devrine kadar uzanır. Efsaneye göre, <a href="http://www.depobilgi.com/tag/nemrud/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nemrud">Nemrud</a>, Hz. İbrahim’i ateşe atmak için şehirdeki yakacakları toplayıp ateş yakmayı yasaklayınca halk ne yapacağını düşünür. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa">Urfa</a>’da bir avcının vurduğu <a href="http://www.depobilgi.com/tag/ceylan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ceylan">ceylan</a> etinden, hanımı bugünkü çiğköftenin az karışımlı et, bulgur ve isottan oluşan ilkel şeklini hazırlar. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/ceylan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ceylan">Ceylan</a> etinin pişirilmeden, sadece dövülmesiyle hazırladığı bu çiğköfteyi kocası beğenir. Bir zaruretten doğan bu yemek, binlerce yıl önceden günümüze kadar geliştirilerek yaşatılmaktadır.<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depobilgi.com/cigkofte-efsanesi-110231/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karakoyun Deresi ve Hızmalı Köprü Efsânesi</title>
		<link>http://www.depobilgi.com/karakoyun-deresi-ve-hizmali-kopru-efsanesi-110228/</link>
		<comments>http://www.depobilgi.com/karakoyun-deresi-ve-hizmali-kopru-efsanesi-110228/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:33:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[rekat]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[şanlı urfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depobilgi.com/?p=110228</guid>
		<description><![CDATA[Yüzyıllarca önce kentin güneydoğusunda yoksul bir ana-oğul yaşamaktadır. Oğul Kasarcı Çayı’nda kasarcılık yapmaktadır. Günün birinde yöreye gelen bir derviş, birkaç gün delikanlıyı izledikten sonra: “Oğlum seni izledim. Görüyorum ki, çalışkan, dürüst bir insansın. Anladığıma göre dardasınız. Yakında ülkeme döneceğim, orası varlıklı bir yerdir. İstersen sen de benimle gel” der. Delikanlı anasına danışır, anası da oğlum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzyıllarca önce kentin güneydoğusunda yoksul bir ana-oğul yaşamaktadır. Oğul Kasarcı Çayı’nda kasarcılık yapmaktadır. Günün birinde yöreye gelen bir derviş, birkaç gün delikanlıyı izledikten sonra: “Oğlum seni izledim. Görüyorum ki, çalışkan, dürüst bir insansın. Anladığıma göre dardasınız. Yakında ülkeme döneceğim, orası varlıklı bir yerdir. İstersen sen de benimle gel” der. Delikanlı anasına danışır, anası da oğlum yoksulluktan kurtulsun diyerek gitmesine izin verir.</p>
<p>Derviş delikanlıyı tekkesine götürür, eğitir. Delikanlı birgün çarşıda güzel bir kız görür, ona aşık olur. Soruşturunca kızın Karakoyunlu Beyi’nin kızı olduğunu öğrenir. Yemeden içmeden kesilir. Derviş durumu öğrenince: “Üzülme, gider kızı isteriz” der. Ertesi gün saraya varır. Durumu Bey’e anlatır, Bey öfkelenir, ama saygısızlık olmasın diye sesini de çıkarmaz. Dervişe kırk gün içinde istediği hediye ve paralar getirilirse kızı vereceğini söyler. İstedikleri şeyler kırk günde tamamlanacak gibi değildir. Üstelik derviş de yoksuldur. Durumu öğrenen delikanlı üzülür ve günden güne erimeye başlar. Tam kırkıncı gün, delikanlı uyandığında tekke avlusunda kimin getirdiği bilinmeyen eşya ve altın yüklü katırlar görür. Koşup dervişe haber verir. Derviş gülümser. Alıp bunları Bey’e götürür. Çaresiz kalan Bey, kızını verir düğün-dernek kurulur.</p>
<p>Derviş delikanlıya, gerdeğe girmeden iki <a href="http://www.depobilgi.com/tag/rekat/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with rekat">rekat</a> <a href="http://www.depobilgi.com/tag/namaz/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with namaz">namaz</a> kılmasını, sonra da kendisi için dua etmesini söyler. Delikanlı başına geldiği bunca maceradan sonra öylesine mutlu ve coşkuludur ki, namazı kılar, ama derviş için dua etmeyi unutur. Dervişe dua etmediği için ertesi <a href="http://www.depobilgi.com/tag/sabah/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with sabah">sabah</a> uyandığında, kendini Kasarcı Çayı kıyısında bulur. Başından geçenler kensine bir rüya gibi gelir. Gidip başından geçenleri anasına anlatır. Yapacak birşeyleri yoktur ve eski yaşamlarına dönerler.</p>
<p>Yeni gelin olan kız ise, uyandığında kocasını yanında göremeyince her yeri aratır, ama kimse izini bulamaz. Bu arada dervişte gitmiştir. Vakti gelince kızın bir oğlu olur. Çocuk biraz büyüyünce, hem gittiği yerlerde kocasını aramak, hem de hac görevini yerine getirmek için yola çıkar. Yolu üzerindeki <a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa">Urfa</a>’ya varır. Samsat Kapısı önüne çadır kurdururken, bağrışmalar duyar. Kentin ortasından gelen dere taşmış, evler sular altında kalmış ve kent büyük ölçüde zarar görmüştür. Bey kızı, birkaç yılda bir yinelenen su baskınından kenti kurtarmak niyetindedir. Hac parasını bu işe harcayacaktır. Tellallar çıkarıp halkı hendek kazmaya çağırır. Anasının isteğiyle, bizim delikanlı da hendek kazanlara katılır. Çalışmalar esnasında Bey kızının çocuğunu bir ağlama tutar, bir türlü susturulamaz. İşçiler oyalamak için kucağına alır, elden ele geçirirler. Çocuk babasının kucağına gelince susup, çevresine bakarak gülümser. Bey kızı delikanlıyı hendek işinden alır, çocuğu eğlemekle görevlendirir. Bu arada delikanlının anası, oğlunun bohçasını karıştırırken, altın sırma işlemeli düğün giysisini bulur: “Oğlum artık bu giysi bize yakışmaz. Onu, kente bunca iyiliği dokunan hanıma hediye edelim” der. Giysi, Bey kızının çadırına götürülür. Kız armağanı görünce, kendi el işlemesinden tanır ve hemen getirenin bulunmasını emreder. Delikanlıyı getirirler. Görür görmez birbirlerini tanıyan iki sevdalı birbirlerine kavuşurlar.</p>
<p>Bu arada hendek tamamlanır. Derenin yatağı değiştirilerek, sel baskını tehlikesi önlenmiştir. Ardından dere üzerine bir de köprü yapılır. Sonraki yıllarda köprü yıkılırsa, yerine yenisi yapılabilsin diye Bey kızı, köprü ayaklarından birinin altına, altın hızması ile değerli taşlarını gömdürür. O günden sonra derenin adı Bey kızının soyunun isminden dolayı Karakoyun Deresi, köprünün adı da ayağındaki hızma nedeniyle Hızmalı Köprü olur.</p>
<p>Bey kızı ile delikanlı burada mutlu bir yaşam sürer, öldüklerinde de Karakoyun Deresi kıyısına gömülürler.<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depobilgi.com/karakoyun-deresi-ve-hizmali-kopru-efsanesi-110228/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nemrud’un Tahtı ve Kazane Köyü Efsanesi</title>
		<link>http://www.depobilgi.com/nemrud-un-tahti-ve-kazane-koyu-efsanesi-110226/</link>
		<comments>http://www.depobilgi.com/nemrud-un-tahti-ve-kazane-koyu-efsanesi-110226/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:31:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[kazane]]></category>
		<category><![CDATA[nemrud]]></category>
		<category><![CDATA[nemrut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depobilgi.com/?p=110226</guid>
		<description><![CDATA[Urfa kalesinin güneyindeki dağların arasında yüksekçe bir tepe, Nemrud’un yaylağı ve taht merkezidir. Tepenin üstü geniş ve düz kayalıktır. Buraya Nemrud’un Tahtı denir. Kayalığın doğusunda, kayalara oyulmuş odalar, Nemrud’un yaz sıcağından korunmak için yaptırdığı dinlenme yeridir. Tepeye 1 saat uzaklıkta, Harran ovasındaki Kazane Köyü’nde pişen yemekler, elden ele geçirilerek buraya taşınırmış. Köyün adı da mutfaklarındaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa">Urfa</a> kalesinin güneyindeki dağların arasında yüksekçe bir tepe, <a href="http://www.depobilgi.com/tag/nemrud/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nemrud">Nemrud</a>’un yaylağı ve taht merkezidir. Tepenin üstü geniş ve düz kayalıktır.</p>
<p>Buraya Nemrud’un Tahtı denir. Kayalığın doğusunda, kayalara oyulmuş odalar, Nemrud’un yaz sıcağından korunmak için yaptırdığı dinlenme yeridir. Tepeye 1 saat uzaklıkta, Harran ovasındaki <a href="http://www.depobilgi.com/tag/kazane/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kazane">Kazane</a> Köyü’nde pişen yemekler, elden ele geçirilerek buraya taşınırmış. Köyün adı da mutfaklarındaki kazanların bolluğundan günümüze kadar <a href="http://www.depobilgi.com/tag/kazane/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kazane">Kazane</a> olarak gelmiştir.<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depobilgi.com/nemrud-un-tahti-ve-kazane-koyu-efsanesi-110226/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kral Kızı Efsanesi</title>
		<link>http://www.depobilgi.com/kral-kizi-efsanesi-110224/</link>
		<comments>http://www.depobilgi.com/kral-kizi-efsanesi-110224/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:30:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[ziynet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depobilgi.com/?p=110224</guid>
		<description><![CDATA[Bilinmeyen bir zamanda Urfa’da din ilimleri eğitimi alan bir öğrenci vardır. Bu öğrenci, eğitimini tamamlayıp diplomasını alacağı sırada bir savaş çıkar. Birçok genç gibi bu öğrenci de gönüllü olarak savaşa katılır. Yapılan savaşta düşmana esir düşenlerin arasında bizim öğrenci de bulunmaktadır. Kafirler, esirleri kendi ülkelerine götürürler ve ihtiyaçları olmadığı gerekçesiyle sırayla öldürürler. Sıra bizim öğrenciye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilinmeyen bir zamanda <a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa">Urfa</a>’da din ilimleri eğitimi alan bir öğrenci vardır. Bu öğrenci, eğitimini tamamlayıp diplomasını alacağı sırada bir savaş çıkar. Birçok genç gibi bu öğrenci de gönüllü olarak savaşa katılır. Yapılan savaşta düşmana esir düşenlerin arasında bizim öğrenci de bulunmaktadır. Kafirler, esirleri kendi ülkelerine götürürler ve ihtiyaçları olmadığı gerekçesiyle sırayla öldürürler. Sıra bizim öğrenciye geldiğinde, bir haberci gelir ve <a href="http://www.depobilgi.com/tag/kral/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kral">kral</a> kızının hizmetini görmesi için bir esir istenir. Muhafızlar da, ellerinde kalmış tek esir olan öğrenciyi verirler.</p>
<p>Öğrenci artık kral kızının hizmetindedir. Kral kızı ise erkek gibi giyinir, ata biner, kılıç kuşanır. Aynı zamanda babasının da tek ve biricik kızıdır. Sabahları evden çıkar, geceleri geç vakit gelirmiş. O gelinceye kadar hizmetini gören öğrenci, bütün işlerini bitirir, kendisine ayrılan odasına çekilirmiş. Bu şekilde aradan uzun bir süre geçmiş. Bir gece öğrenci, kral kızının odasını temizlerken, bir taraftan da ezbere Kur’anr okur. Bu okuma giderek öğrenciyi heyecana getirir; aklına memleketi ve ailesi gelir. Artık işi bırakır. Bir taraftan okur, bir taraftan da ağlarmış. O sırada kral kızı içeri girer, durumu sorar, soruşturur ve meseleyi öğrenir. Bu sebeple öğrenci, kral kızına İslam dinini anlatır. İslamın üstünlüğünü ve doğruluğunu anlayan kültürlü kız, kısa bir süre sonra müslüman olur. Artık her gece gizli olarak kral kızı, öğrenciden İslami bilgiler alır, İslamı öğrenir ve şartlarını yerine getirir. Böylece aradan birkaç yıl geçer.</p>
<p>Bir gece kral kızı eve erken gelir. Niçin erken geldiğini soran öğrenciye, hasta olduğunu söyler ve “Ben yakında öleceğimi sanıyorum. Bizde adet, ölen kimseyi bütün altın ve <a href="http://www.depobilgi.com/tag/ziynet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ziynet">ziynet</a> eşyaları ile gömerler. Ölmeden babama seni serbest bırakmasını söylerim. Ben öldükten sonra, babam seni serbest bırakır. Gece gelir mezarımı açarsın. Müslüman olduğumu senden başka bilen yok. Bana mahrem olduğun için beni yıkayamazsın. Onun yerine teyemmüm edersin ve namazımı kılarsın. Yanımda bulunan altın ve <a href="http://www.depobilgi.com/tag/ziynet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ziynet">ziynet</a> eşyalarını da alır memleketine gidersin” der. Kral kızı gerçekten birkaç gün sonra ölür. Kendisini yörenin adetlerine göre gömerler. Kral, kızının isteği üzerine öğrenciyi serbest bırakır. Öğrenci gece gelir, kral kızının mezarını açar. Bakar ki, mezardaki ölü kıza benzemiyor. Yüzünü çevirip yakından iyice bakınca, bunun memleketindeki hocasına tıpatıp benzediğini görür. Bunun üzerine yanındaki altınları alır, mezarı kapatır ve memleketinin yolunu tutar.</p>
<p>Öğrenci, gördüklerinden hayrette kalmıştır. Memleketine gelince ilk iş olarak hocasını sorar. Ancak hocasının öldüğünü öğrenir. Hesapladığına göre hocası da kral kızı ile aynı günde ölmüştür. Hocasının mezarının nerde olduğunu öğrenir. Bir gece gider mezarını açar. Mezarda hocası yerine kral kızının yattığını görünce tamamen şaşkına döner. Akla durgunluk veren bu bilmeceyi çözmek için herkesten hocasının nasıl birisi olduğunu sorar. Herkes, hocasının çok alim, büyük ve iyi bir kimse olduğunu söyler. Aldığı cevaplardan tatmin olmayan öğrenci, sonunda hocasının karısına da sormaya karar verir. Hocasının karısı önceleri söylemek istemez, ancak öğrencinin ısrarına dayanamaz ve bilinmeyen gerçeği şöyle anlatır: “Her yönüyle iyi birisiydi. Yalnız cinsel ilişkiden sonra yıkanmak kendisine ağır gelirdi. İşte bu Hıristiyanlarda yoktur diye, adeta onların adetlerini beğenirdi” der. Böylece öğrenci, Cenabı Hakk’ın, kafirlerin adetini beğenen ve onlara benzeyen bir alimin cesedini bir kafir mezarlığına, kafirlerin içinde müslüman olan birinin cesedini de müslüman mezarlığına nasıl naklettiğini gözleriyle görür ve sebebini anlamış olur.</p>
<p>Harran Kapı Mezarlığı’ndaki 1594 tarihli Seyyid Maksud oğlu Seyyid Hacı Ali Türbesi, halk arasında bu <a href="http://www.depobilgi.com/tag/efsane/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with efsane">efsane</a> ile ilişkilendirilmekte ve türbeye “Kral Kızı” türbesi denilmektedir.<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depobilgi.com/kral-kizi-efsanesi-110224/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tılfındır Tepesi Efsanesi</title>
		<link>http://www.depobilgi.com/tilfindir-tepesi-efsanesi-110222/</link>
		<comments>http://www.depobilgi.com/tilfindir-tepesi-efsanesi-110222/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:29:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[ganem]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depobilgi.com/?p=110222</guid>
		<description><![CDATA[Urfa, 639 yılında İyad b. Ganem komutasındaki İslâm ordusu tarafından, Bizanslıların elinden savaşsız olarak alınır. Efsaneye göre, İslam ordusu kente girer, aylardan Ramazan olduğundan herkes oruçludur. Ordu, adı geçen tepenin üzerinde konaklar ve iftarını açar. O tarihten sonra bu tepeye, İftar tepesi anlamına gelen Arapça “Tell Futur” adı verilir. Bu isim, günümüze “Tılfındır” olarak gelmiştir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa">Urfa</a>, 639 yılında İyad b. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/ganem/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ganem">Ganem</a> komutasındaki İslâm ordusu tarafından, Bizanslıların elinden savaşsız olarak alınır.</p>
<p>Efsaneye göre, İslam ordusu kente girer, aylardan <a href="http://www.depobilgi.com/tag/ramazan/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> olduğundan herkes oruçludur. <a href="http://www.depobilgi.com/tag/ordu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ordu">Ordu</a>, adı geçen tepenin üzerinde konaklar ve iftarını açar. O tarihten sonra bu tepeye, İftar tepesi anlamına gelen Arapça “Tell Futur” adı verilir. Bu isim, günümüze “Tılfındır” olarak gelmiştir.</p>
<p><!-- İçerik #-->&nbsp;<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depobilgi.com/tilfindir-tepesi-efsanesi-110222/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şanlıurfa Atasözleri Deyimleri ve Bilmeceleri</title>
		<link>http://www.depobilgi.com/sanliurfa-atasozleri-deyimleri-ve-bilmeceleri-110220/</link>
		<comments>http://www.depobilgi.com/sanliurfa-atasozleri-deyimleri-ve-bilmeceleri-110220/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 12:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atasözleri ve Deyişler]]></category>
		<category><![CDATA[atasözleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilmece]]></category>
		<category><![CDATA[fonetik]]></category>
		<category><![CDATA[tekerleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.depobilgi.com/?p=110220</guid>
		<description><![CDATA[Birden fazla sözcüğün kısmen veya tamamen anlam kaybına uğrayarak meydana getirdiği deyim ile yüzyıllar boyu ulusal tecrübeyi özümleyerek taşıyan ve insanımıza üstü açık veya kapalı bir öğüt veren atasözünün, Urfa’daki yapısal ve anlamsal özellikleri Türkiye’deki diğer deyim ve atasözlerinden ayrı olarak düşünülemez. Ancak biraz doğmaca nedenleri, biraz fonetik özellikleri, varyant olarak değerleri, söz dokuları bakımından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birden fazla sözcüğün kısmen veya tamamen anlam kaybına uğrayarak meydana getirdiği deyim ile yüzyıllar boyu ulusal tecrübeyi özümleyerek taşıyan ve insanımıza üstü açık veya kapalı bir öğüt veren atasözünün, <a href="http://www.depobilgi.com/tag/urfa/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with urfa">Urfa</a>’daki yapısal ve anlamsal özellikleri Türkiye’deki diğer deyim ve atasözlerinden ayrı olarak düşünülemez.</p>
<p>Ancak biraz doğmaca nedenleri, biraz <a href="http://www.depobilgi.com/tag/fonetik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with fonetik">fonetik</a> özellikleri, varyant olarak değerleri, söz dokuları bakımından bir çeşitlilik gösteren Şanlıurfa <a href="http://www.depobilgi.com/tag/atasozleri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with atasözleri">atasözleri</a> ve deyimleri incelendiğinde şu özelliklerle karşılanılır:</p>
<p><strong>I. Kuruluş Olarak Atasözleri ve Deyimler </strong></p>
<p><strong>A. Atasözleri </strong></p>
<p><strong>1. Eylem cümlesi biçimindeki atasözleri: </strong></p>
<p>kimse bilmez, kim kazanır, kim yiyer, ehmak odır dünya üçın ğem çeker</p>
<p><strong>2. Ad cümlesi biçimindeki atasözleri: </strong></p>
<p>Diş görmah yuhıdan soyradır.</p>
<p><strong>3. Gizli ek eylem bildiren atasözleri: </strong></p>
<p>Him, him üstine; herkes bi din üstine.</p>
<p><strong>4. Gizli yüklemli atasözleri: </strong></p>
<p>Etternan gezenin bırnı misten, karkanan gezenin bırnı pisten</p>
<p><strong>5. Konuşmalı atasözleri: </strong></p>
<p>Tilkiye demişler, tavıh yayar mısan; demiş, hangi emriyizden geri kaldım.</p>
<p><strong>6. Simetrik atasözleri: </strong></p>
<p>Hey densiz, sen olırsay bensiz, ben de olıram sensiz.</p>
<p><strong>B. Deyimler </strong></p>
<p><strong>1. Mastar biçimindeki deyimler: </strong></p>
<p>Cabda kalmah, kesip atmah, mığal almah.</p>
<p><strong>2. Tamlama biçimindeki deyimler: </strong></p>
<p>Kılle kedeh, kermeli kavun, kelbı hülhüllü.</p>
<p><strong>3. Cümle biçimindeki deyimler: </strong></p>
<p>Keyme ola, oğlını evere Gende başını bağladı, toyda gelin başı kaldı.</p>
<p><strong>II. Anlamlarına Göre Atasözleri ve Deyimleri </strong></p>
<p><strong>1. Olumlu olanlar: </strong></p>
<p>Evini icara veren, elini yere verir. Atların yerine itleri bağlamışlar.</p>
<p><strong>2. Olumsuz olanlar: </strong></p>
<p>Kaynayan kazan kapah tutmaz Hecı ‘emmı ‘ecele işi sevmez.</p>
<p><strong>3. Emir bildirenler: </strong></p>
<p>Sen dorğı ol, egri bulır belasını Hele bah, çıharda yağmur yağiy mi?</p>
<p><strong>4. Soru bildirenler: </strong></p>
<p>Hırhıza kapı taka ne? Gözüme mi sohım?</p>
<p><strong>5. Dilek-istek bildirenler: </strong></p>
<p>Kor bazara varmasın, bazar kôrsız kalmasın Adam yimiye içmiye, üziye baha&#8230;.</p>
<p><strong>6. Şart bildirenler: </strong></p>
<p>Ulısının sözını tutmıyan ulıya ulıya ölür.</p>
<p><strong>7. Paradoks bildirenler: </strong></p>
<p>Acı işletme, tohı tepretme Aşşağı tükir sekkel, yuharı tükir bıyıh</p>
<p><strong>III. Söz Sanatlarına Göre Atasözleri ve Deyimleri </strong></p>
<p><strong>1. Mecâz:</strong> Ağ gün ağardır, kara gün karardır. <strong><br />
2. Mürsel Mecâz:</strong> Kalçası kırığa ziyarat ne yapsın? <strong><br />
3. Tezat: </strong>Ağ itin pambıhçıya, kara itin kömirçiye zerarı vardır <strong><br />
4. Tenasüp:</strong> Terezinin rahtı var, herşeyin bi vahtı var. <strong><br />
5. İstifham: </strong>Cenger mi bastılar? <strong><br />
6. Leff ü neşir:</strong> Kazan yuvarlanır, kapağını bulır, kör göz çappağını bulur. <strong><br />
7. Mübalâğa:</strong> Et giren yere dert girmez. <strong><br />
8. Telmih:</strong> Cıbıl ‘Innık mı oldı? Dünya Süleyman’a kalmadı. <strong><br />
9. Teşbih: </strong>Haphapçı keseri kimin, hep kendine yoni. <strong><br />
10. İstiâre: </strong>Ac ayı oynamaz, Tilki tilkiliğini aynadana kadar çig postı bazara çıhar.</p>
<p><strong>IV. Söz Dokularına Göre Atasözleri ve Deyimler </strong></p>
<p>Halkın duygu kumaşını, yaşam tecrübesini, dünyaya bakış açısını, değer yargılarını yansıtan en önemli etnografik bulguların atasözleri ve deyimler olduğuna ve bunlarda yer alan öğelerin insanı çevreleyen fizikî olgular olduğuna göre, Şanlıurfa’da fazlaca görülen eşya, insan ve hayvanların bu sözlerde yansıması tabiidir. Atasözleri ve deyimlere bu gözle baktığımızda en çok kedi, köpek, eşek, deve, öküz, tavuk gibi evcil hayvanlara; hayat, dam, sokak, dağ, çay gibi mekânlara; çocuk, nine, amca, hala, baba, ana, karı, koca gibi insan öğelerine rastlanır.</p>
<p><strong>V. Anlatım Gücüne Göre Atasözleri ve Deyimler </strong></p>
<p>Şanlıurfa’nın gerek atasözleri gerek deyimleri öncelikle canlı tasvir gücüne sahiptir. Yapılan istiareler ve teşbihler olsun mecaz ve tezatlar olsun tecahül-i arif ve istifhamlar olsun oldukça yerinde kullanılmıştır.</p>
<p>Bu sözler içinde Urfa ağzına girmiş, Arapça ve Farsça sözcükler de yer alır.</p>
<p>Herşeyde şansımız karadır, karpızda bayaz çıhar.</p>
<p>Dellal ola eşşeği itıne.</p>
<p>Yetimi keyiren çoğ olur, sıhmasını geydiren yoğ olur.</p>
<p>Dibis bekmez ferk etmez.</p>
<p>Örneklerde görüldüğü gibi anlatım oldukça açık ve yalındır. Üstelik atasözlerinde yer alan öğüt öğesi oldukça geri plana itilmiştir.</p>
<p>Bir Tasnif Denemesi</p>
<p>-Karı koca arasındaki ilişkileri ele alan atasözleri ve deyimleri:</p>
<p><strong>Atasözleri: </strong></p>
<p>1. Ağa kardaşım olacağına, külhançı gişım olsın.<br />
2. Ana analıh olırsa, baba da babalıh olur.<br />
3. Anası gözde olanın, uşağı dizde olır.<br />
4. Anasına bah kızını al, kenarına bah bezini al.<br />
5. Anası olmıyanın, babası evi yohtır.<br />
6. Aşiy tanı, işiy tanı, gişiy tanı.<br />
7. At besleniken, kız isteniken.<br />
8. Avradını boşıyan, toppığına bahmaz.<br />
9. Avrada gelen herife gelsin, herif ölecağına avrat ölsün.<br />
10. Avrat malı kapı maldanıdır, girer çarpar çıhar çarpar.<br />
11. Arvattan erkeğin torpağı bi yerden olmassa idara olmaz.<br />
12. Babaya dayanma, avradiya güvenme.<br />
13. Bal kohmaz, asil azmaz.<br />
14. Ekmeği ekmekçiye ver, bi ekmek te ziyada ver.<br />
15. Emmi kızı kerirse, emmi oğlının boynınadır.<br />
16. Ergene avrat dögmah, yohsıla sırfa açmah kolaydır.<br />
17. Gelin atta, nesibi Hek’ta.<br />
18. Gelin bıldığını işler, kaynana dilini dişler.<br />
19. Gelin kürsi getirmiş, gendi çıhmış otırmış.<br />
20. Gişi kızı beşik, öginde belli olır.<br />
21. Gişim it olsun, getırdığı et olsın.<br />
22. İki göyil bir olursa, zıbıllıh seyran olur.<br />
23. Karaçı kızı hatın olmaz, dilenmesse karnı doymaz.<br />
24. Hatın gerek ki beg doğıra.<br />
25. Kardaşım ölse cigerim yanar, herifim ölse etegim yanar.<br />
26. Kaz kaznan, baz bazdan; kel tavıh, kel horızdan&#8230;<br />
27. Konşı adamı var ister, adam arvadı sağ ister.<br />
28. Kerıbe kız vermeyin melmeketi ikidir.<br />
29. Sevilmeyen gelinin yerıyişı şerp şürp eder.<br />
30. Tahta tahtıya uymassa mıh çahılmaz.<br />
31. Utananın oğlı kızı olmaz.<br />
32. Yetimin şeytanı yeddidir, avradınki yetmişyeddi.</p>
<p><strong>Deyimler: </strong></p>
<p>1. Asbaplı şeytan<br />
2. Attır, mattır, sevdığım avrattır.<br />
3. Avrat kövli<br />
4. Cincıhlı hemam, kubbesi tamam, bi gelin aldıh, babası imam<br />
5. Çapıt başta, çarpana ayahta<br />
6. Eşşeği sattıh, ço demahtan kurtılah, getti bi suppadan geri geldi.<br />
7. Geldi gişi, getti teşi<br />
8. Gişı kızı<br />
9. Gişı oğlı<br />
10. Hanım etti, her ola, halayıh etti, kôr ola<br />
11. Hesse tıraşa, Fate oynaşa<br />
12. Kayın arvatları, hayın arvatları<br />
13. Kıziy çirkin Hak vergisi, geliniy çirkin kôr mıdi<br />
14. Parpara kubbesi<br />
15. Saçı uzun ‘eklı kısa<br />
16. Saçlı şıha mürit olmış<br />
17. Viş herif göziy kôr mıdı?</p>
<p><strong>Bilmeceler </strong></p>
<p>Şanlıurfa’da genellikle kış gecelerinde nineleri veya dedeleri tarafından çocukları eğlendirmek ve eğlendirirken de düşündürmek maksadıyla söylenir. Bazen de çocuklar eğlenmek ve birbirlerinin bilgilerini sınamak için birbirlerine sorarlar.</p>
<p><strong>Bilmecelerden birkaç örnek: </strong></p>
<p>Allah yapar yapısını, kullar açar kapısını <em>(Karpuz) </em><br />
Altı derya, üstü nar, bir incecik yolu var <em>(Nargile) </em><br />
Al atlas yeşil atlas, suya atarım batmaz <em>(Elma) </em><br />
Ayakları su içer, üstünden gelen geçer <em>(Köprü) </em><br />
Bir küçücük kuyu, içinde suyu, ağzında mercan, içinde yılan <em>(Gaz Lambası)</em><!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.depobilgi.com/sanliurfa-atasozleri-deyimleri-ve-bilmeceleri-110220/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

