10 Eylül 2010 Cuma

Orjinal Yazılar

Kategorideki Tüm YazılarFacebook'a EKLE
Bize Ulaşın Arkadaşına Gönder

 
DENEY HAYVANLARI TIBBIN HİZMETİNDE

Hayvan haklarını koruma iddiasındaki çeşitli kurumlar karşı görüşlerini ısrarla savunsalar da Nobel tarihinde tıp alanındaki tüm ödüllerin %70’i deney hayvanları kullanılarak yapılan araştırmalara verilmiş durumda

Modern tıbbın gelişiminde hayvan deneyleri önemli yer tutmaktadır. Hayvan hakları savunucuları günümüzde artık gelişmiş teknikler, bilgisayar teknolojisi ve simülatörler sayesinde bu tarz deneylere ihtiyaç olmadığını savunadursunlar, 1901 yılından bu yana dağıtılan Nobel tıp ödüllerinin büyük bölümü buluşlarını deney hayvanları üzerinde yapmış oldukları çalışmalarda gerçekleştiren bilim adamlarına verilmiştir.

Aslında bilim adamları Nobel ödülleri dağıtılmaya başlanmadan çok önceleri hayvan deneyleri yapıyor ve tıbbın temelleri bu deneylerde elde edilen bulguların üzerinde atılıyordu. Örneğin günümüz tıbbının ve fizyoloji bilimin öncüleri arasında yer alan William Harvey (1578–1657) daha 17.yy’da fareler ile yapmış olduğu çalışmalarda dolaşım sistemi hakkında önemli buluşlara imza atmıştı. Oksijenin kâşifi olarak bilinen Joseph Priestley (1733–1804) ise yine farelerle yapmış olduğu deneylerde yeşil yapraklı bitkilerin oksijen ürettiğini ortaya koymuştu. Bu amaçla kurduğu deney düzeneğinde bir fanusun içine bir bitkiyle birlikte koyduğu farenin, tek başına koyduğu fareye göre daha uzun süre hayatta kaldığını göstermişti.

Deneysel amaçlarla kullanımda başı çeken hayvanları toplam içerisindeki %56’lık oran ile fare ve bunu %24 ile takip eden sıçan oluşturuyor. Bu türlerin toplam 3 haftalık gebelik süreleri sonunda bir defada 8–12 yavru sahibi olmaları, bu yavruların 3 hafta sonra sütten kesilmeleriyle birlikte annelerinin yeniden doğurganlığına kavuşması üretim için önemli bir avantaj sağlıyor. Bunun yanında yeni doğan fare ve sıçan yavruları da en geç 3–4 ay içerisinde üretken hale geliyor ve üremek için de belli bir mevsimi gözetme gibi bir dezavantaj da taşımıyorlar.

Beslenme ve üreme koşulları biraz daha zahmetli olsa da gerbil (çöl faresi), hamster (cırlak sıçan), tavşan ve kobay da kullanılagelen deney hayvanları arasında yer almaktadır. Halk arasında ‘denek’ anlamında tüm deney hayvanları ‘kobay’ olarak bilindiği için kobay ismi belki şaşırtıcı gelebilir. Ama aslında Türkçe’ye kobay diye çevrilmiş olan bu hayvan da bağımsız bir türü oluşturmakta. Latince sınıflamada Cavia aperea porcellus, İngilizce’de ise ‘guinea pig’ olarak adlandırılan bu hayvanın anavatanı ise Güney Amerika olup İngilizce’de kullanılan Gine ile de hiçbir ilgisinin olmaması ayrıca enteresan bir özellik olarak göze çarpıyor. Daha nadir olarak ise domuz, inek, koyun, maymun, kedi, köpek, balık, kurbağa, yılan ve kuşlar da deney hayvanı olarak kullanılmaktadır.

Elbette bilimsel amaçla dahi olsa deney hayvanı kullanımı rasgele yapılabilecek bir şey de değil. İlk kez 1964 yılında yayınlanan ve daha sonra da birkaç yıl ara ile çok sayıda ek düzenlemeden geçen Helsinki Bildirgesi’nde insan çalışmalarının yanı sıra hayvan deneyleri de çeşitli etik değerlere bağlanmıştır. Genel olarak hayvan deneylerinin uluslar arası kabul görmesi için bu bildirgenin öngördüğü şartlara uygunluk da bir zorunluluk olarak kabul edilmiş, çoğu ülke ve üniversitede toplanan etik kurullar da yapılan ve yapılacak araştırmaları bu yönden denetlemektedir. Bu kurallar ile deney hayvanlarının gereksiz yere zarar görmesi, acı çekmesi ve deney sonunda öldürülmesi kaçınılmaz ise en uygun yöntemin hangileri olabileceği en ince ayrıntısına kadar düzenlenmiştir.

Daha çarpıcı bir ifade olması açısından somut bir şekilde örneklendirmek gerekirse:

Tıp ilminin bugünkü noktasına ulaşması için çok şey borçlu olduğumuz hayvan deneyleri şayet yapılmamış ve yasaklanmış olmasaydı şu an;

-kuduz, difteri ve çocuk felci gibi önemli hastalıklar için halen bir aşımız olmaz, çok sayıda insan bu hastalıklardan ölmüş ya da ömür boyu sakat yaşamaya mahkum kalmış olurdu,

-tüm antibiyotiklerin öncüsü olan penisilin keşfedilememiş olacağından basit mikroorganizmaların yol açtığı hastalıklar karşısında çaresiz kalırdık,

-insüline bağımlı diyabet diye bir hastalık tanımlanamazdı çünkü insülin keşfedilememiş olacağı için bu hastalar erken yaşta ölüp giderdi,

-kronik böbrek yetmezliği hastaları için hayat kurtarıcı olan diyaliz yöntemleri ve böbrek nakli halen yapılamamış olurdu,

-yine açık kalp ameliyatları da belki halen yapılamamış olurdu…

Meraklıları için ilk verildiği yıldan itibaren deney hayvanları üzerinde yaptıkları buluşlarla Nobel ödülüne layık görülen araştırmacıları ve araştırmalarının listesini veriyoruz:

YılAraştırıcıHayvan türüKonu
1901von BehringKobay Difteri aşısı
1902RossGüvercinSıtma mikrobunun tanımlanması
1903PavlovKöpekŞartlı ve şartsız reflekslerin tanımlanması
1905Kochİnek & koyunTüberküloz basilinin tanımlanması
1906Golgi & CajalKöpek & atMerkezi sinir sisteminin işlevi
1907Laveran KuşProtozoonların hastalık etkeni olarak rolü
1908Metchnikov & EhrlichKuş, balık & kobayFagositlerin fonksiyonu ve bağışıklık reaksiyonları
1910KosselKuşHücre kimyası; hücre içi proteinler ve çekirdeğin rolü
1912CarrelKöpekDamar cerrahisi ve nakli
1913RichetKöpek & tavşan Anafilaksi çalışmaları
1919BordetKobay, at & tavşanBağışıklık mekanizmaları
1920KroghKurbağaKapiller bölge ile ilgili çalışmalar
1922HillKurbağaKas oksijen tüketimi ve laktik asit metabolizması
1923Banting & MacloedKöpek, tavşan & balık İnsülinin keşfi
1924EinthovenKöpekElektrokardiogram (EKG)
1928NicolleMaymun, domuz, sıçan & fareTifo patogenezi
1929Eijkman & HopkinsTavukB vitaminleri kompleksinin keşfi
1932Sherrington & AdrianKöpek & kediSinir hücrelerinin işlevleri
1934Whipple, Murphy & MinotKöpek Anemide karaciğerin rolü
1935SpemannKurbağagiller Embriyonal gelişimin organizasyonu
1936Dale & LoewiKedi, kurbağa, kuş & sürüngenlerSinirlerde kimyasal sinyal iletimi
1938HeymansKöpek Aortik sinüs ve solunumun düzenlenmesi
1939DomagkFare & tavşanProntosil’in antibakteryel etkisi
1943Dam & DoisySıçan, köpek, tavuk & fareVitamin K’nın etki şekilleri
1944Erlanger & Gasser Kedi Sinir hücrelerinin özgül işlevleri
1945Fleming, Chain & Florey Fare Penisilinin keşfi
1947Carl Cori, Gerty Cori & HoussayKurbağa & köpekGlikojen metabolizması, hipofiz bezinin glikoz metabolizmasındaki rolü
1949Hess & MonizKedi Beynin diğer iç organlar üzerindeki koordine edici rolü
1950Kendall, Hench & Reichsteinİnek Böbrek üstü bezi kabuğu hormonlarının yangı önleyici etkileri
1951TheilerMaymun & fareSarı humma aşısının keşfi
1952WaksmannKobay Streptomisinin keşfi
1953Krebs & LipmannGüvercin Sitrik asit döngüsünün keşfi
1954Enders, Weller & RobbinsMaymun & fareÇocuk felci virüsünün izolasyonu ve aşısının geliştirilmesine zemin hazırlama
1955TheorellAtOksidatif enzimlerin yapısı ve etkileri
1957BovetKöpek & tavşanSentetik kürar elde edilmesi ve düz kaslar üzerindeki etkisi
1960Burnet & MedawarTavşan Kazanılmış bağışıklığın mekanizması
1961von Bekesy Kobay Koklea tüy hücrelerinin fiziksel mekanizmaları
1963Eccles, Hodgkin & HuxleyKedi & kurbağaMerkezi ve çevresel sinir hücrelerinde iyonların uyarıcı ve baskılayıcı rolü
1964Block & LynenSıçanKolesterol ve yağ asiti metabolizmasının düzenlenmesi
1966Rous & HugginsSıçan, tavşan & tavukTümöre neden olan virüsler ve kanserde hormon tedavisi
1967Harttline, Granit & WaldTavuk, tavşan, balık & yengeçGörmenin fizyolojik ve kimyasal temelleri
1968Holley, Khorana & NirenbergSıçan Protein sentezinde genetik kodlamanın rolü
1970Katz, von Euler & AxelrodKedi & sıçanNörotransmitterlerin yapım ve salınım mekanizmaları
1971Sutherland Memeli karaciğeriHormonların etkileri
1972Edelman & PorterKobay & tavşanAntikorların yapısı
1973von Frisch, Lorenz & TinbergenArı & kuşHayvanlardaki davranış kalıplarının organizasyonu
1974de Duve, Palade & ClaudeTavuk, kobay & sıçanHücrenin işlevsel organizasyonu
1975Baltimore, Dulbecco & TeminMaymun, at, tavuk & fareTümörlerde hücre içi genetiğin değişimi
1976Blumberg & GajdusekŞempanze Yavaş virüslerin hastalığa neden oluş mekanizmaları
1977Guilemin, Schally & YalowKoyun ve domuzHipofiz hormonları
1979Cormack & HounsfieldDomuzBilgisayarlı tomografinin gelişimi
1980Benacerraf, Dausset & SnellFare & kobayDoku uyumu antijenlerinin ve etkilerinin tanımlanması
1981Sperry, Hubel & WieselKedi & maymunGörme olayının beyinde işlenişi
1982Bergstrom, Samuelsson & VaneKoyun, tavşan & kobayProstaglandinlerin keşfi
1984Milstein, Kohler & JerneFareMonoklonal antikor üretim yöntemleri
1986Levi-Montalcini & CohenFare, tavuk & yılanSinir büyüme faktörü ve epidermal büyüme faktörü
1987TonegawaFareAntikor yapımının temelleri
1989Varmus & BishopTavukRetroviral onkogenlerin menşei
1990Murray & ThomasKöpekOrgan nakli teknikleri
1991Neher & SakmannKurbağaHücreler arası kimyasal haberleşme
1992Fischer & KrebsTavşanHücreiçi düzenleyici mekanizmalar
1995Lewis, Wieschaus & Nusslein-VolhardMeyve sineğiGelişimin genetik kontrolü
1996Doherty & ZinkernagelFareVirüs ile enfekte olmuş hücrenin bağışıklık sistemi üzerinden keşfi
1997PrusinerHamster & fare ‘Prion’ların keşfi ve tanımlanması
1998Furchgott, Ignarro & MuradTavşanKalp-damar sisteminde nitrik oksitin rolü
1999BlobelFarklı hayvan türlerinin çeşitli hücreleri Hücre içi haberleşme ve taşınma şekilleri
2000Carlsson, Greengard & KandelFare & kobaySinir sisteminde sinyal iletimi
2001Hartwell, Hunt & NurseFarklı çeşitlerde hayvan türleriHücre bölünme döngüsünün kontrolü
2002Brenner, Horwitz & SulstonSolucanOrgan gelişiminin genetik düzenlenmesi ve apoptozis (programlanmış hücre ölümü)
2004Axel & BuckFareKoku reseptörleri ve koku alma sisteminin organizasyonunun aydınlatılması



Bu yazı 01/05/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu yazı toplam 1766 kez okunmuştur.

Konunun Resimleri

 

Son Dakika Haberleri